Nedir bu Exposure?
Exposure ya da Shutter Speed, fotoğrafçılıktaki en önemli nokta olan ışığın diğer unsurlarından. Peki nedir bu? Shutter speed adından da alnlaşılacağı gibi örtücü hızı yani deklanşöre basıldığı anda lensin önündeki perdenin açılıp kapanması arasında geçen süre.
Peki ne işe yarar?
Örtücü hızı ile bir fotoğraftaki pozlama süresi, yani lense düşecek ışığın süresini ayarlamak, bize yaratıcı fotoğraflar çekme fırsatı sunduğu gibi, güçlü ışık altında da overexposure denen aşırı aydınlık fotoğrafların oluşmasını engelleyebilir.
Uzun ve kısa pozlama süreleri ile neler yapılabileceğine dair örnekleri, daha sonra ekleyeceğim örnek fotoğraflarda görebilirsiniz.
Tuesday, 16 April 2013
Tuesday, 9 April 2013
Bu ISO ne ola ki?
ISO en kolay nasıl anlatılır düye düşünürken, şöyle bir örnek geliverdi. Karanlıkta ışıkları söndürdüğünüzde gözünüz nasıl görür? Şöyle böyle parlak detayları belki görürsünüz. ISO değeri, düşük ışık koşullarında, sensörün ne kadar hassas davranacağını belirler. Belki gözümüzü karanlıkta görmesi için çok fazla zorlayamayız. Ama DSLR makinamız izin verdiği müddetçe zorlayabiliriz.
Biraz geçmişe gidersek, DSLR ya da compact digital makinalar yokken, hani şu 36 lık pozların meşhur olduğu dönemlerde 100 asa lık filmler vardı. Genelde ülkemizde bunlar kullanılırdı. Fotoğraf makinalarında da ne tür film kullanılabileceği belirtilirdi. O zamanlar kullanılan asa birimi ilgili filmin ışık hassasiyetini belirlerdi. Ülkemiz koşullarında gün ışığında kullanılan ışık değeri de 100 asa'ydı. (Ahh o 100 asa lık Fuji film'lerin Kodak kartlara basılması yokmuydu, bayılırdım onların uyumuna)
Kendi konumuza geri dönersek, o dönemin asa'sı döndü dolaştı ISO oldu. Dilin kemiği yok ki büzesin :)
Digital sensörlerin ışık hassasiyeti ölçü birimi ISO dur o kadar.
Peki bu ISO nun kullanımı bu kadar kolay mıdır? Artıları eksileri nelerdir?
Malesef ki kolay değil. Sensörün ışık hassasiyetini arttırdığımızda malesef fotoğraf üzerinde kumlanmalar, olmasını istemediğimiz ekstra noklara belirebilir. Bu da sensörün ve fotoğraf işlemcisinin kalitesiyle ilgilidir. Bu konuda hakkını yemeden geçemeyeceğim, Canon ürünleri genelde daha uygun fiyatlarda, daha başarılı performans üretiyor.
Peki ISO hangi koşullarda gereklidir?
- Aslında işe yaradığı tek nokta, düşük ışık koşullarında hareketli obje çekimi. (Portre çekimi)
- Bazen o beğenmediğimiz kumlanmalar fotoğrafa ayrı bir hava katacaksa :)
Peki tek başına işe yarar mı bu ISO?
Üzgünüm, fotoğrafçılıkta ışık en önemli şeydir ve sadece ISO ile olacak iş değil. Birden çok parametreyi bir araya getirip ortayı bulacağız :)
Hangi DSLR
Soru mu bu şimdi? Tabi ki NIKON!
Neden mi? Çok basit, çünkü ben NIKON kullanıcısıyım:) Ama sen neden NIKON kullanıyorsun diye sorarsanız, ona daha uzun bir cevap verebilirim.
Neden NIKON?
Pozitif:
- Ben kullanıyorum yahu, yetmez mi?
- Giriş seviyesi makinalar da bile başarılı renk re-prodüksiyonu (t-shirt ünü giyip çıkacaklar için)
- Kaliteli kit lens
- 920k pixel LCD ile yüksek kalitede ön izleme.
- Başarılı ve kullanımı rahatlığı düşünülerek tasarlanmış gövde yapısı
- Çift tekerlek ile tüm kontrollere kolay erişim (tek tekerlek neyimize yetmez CANON)
- Tüm vizöre yayılmış focus point ile ilgili karede istenilen noktada manual netleme noktası seçimi kolaylığı.
- 1 milyon çekime kadar shutter dayanıklılığı
- Daha uzun batarya ömrü
- CANON DX formatına göre daha geniş sensör.
- Her modelde dahili flash
Negatif:
- Canon cihazlara nazaran belli modellerde daha düşük ISO performansı
- Daha ağır gövde (vallahi ben böyle seviyorum)
- Pahalı lensler
- Pahalı gövde
Neden CANON?
Pozitif:
- Daha uygun fiyata daha yüksek ISO (Basit bir tanımla, fotoğraf sensörü'nün ışık hassasiyeti) performansı.
- Daha çeşitli ve cüzi miktarda da olsa uygun fiyatlı lensler.
- Başarılı video performansı (Bizi bağlamıyor)
Negatif:
- Basit gövde yapısı (bana göre - özellikle DX formatlı makinalarında)
- Kullanışsız ve az sayıda focus point (Netleme noktaları. Özellikle manual focus point seçiminde çok kullanışsız ve birbirine çok yakın netleme noktaları!)
- Düşük kaliteli kit lens (18-55'ten bahsediyorum)
- Kişisel düşünceme göre vasat renk re-prodüksiyonu (biz raw format kullanacağımız için önemi yok, bu ayrıntı t-shirt ünü giyip çıkacaklar için:) )
- Kısa shutter ömrü (Öyle ki CANON bu konuda bilgi vermekten bile çekiniyor)
- Birçok model de dahili flash mevcut değil. (Tamam profesyonel anlamda gece çekimleri için dahili flashın çok önemi yok ama yakın gündüz çekimlerinde uğraşmadan güzel ışık efektleri elde edebilirsiniz!)
Not: Yukarıdaki değerlendirmeler tamamen şahsıma ait değerlendirmelerdir. Kimse kızmasın, darılmasın, gücenmesin. Bire bir karşılaştırma isteyenler, yurtdışında bu işi profesyonel olarak yapan sitelere bakabilirler.
(Örn: kenrockwell.com )
Monday, 8 April 2013
Önce ben!!!
Yıllar önce doğmuşum, üstünden de yeteri kadar zaman geçmiş. Okuma-yazmayı da öğrenmişim. Yazar olmuşum üstüne üstlük. Kod yazarı, blog yazarı ama henüz söz yazarı değil! Kimi çekemediysem şu küçük dünya da makinamı alıp onu çekeceğim demişim. Yapabilmiş miyim? Hayır tabi ki. Buna ömür yetmez. Yine de her şey bir tecrübe. Bakalım sizin için de öyle olacak mı?
Blogun adından da anlaşılacağı gibi olayımız fotoğraf çekmek. Iso, asa, enstantane, deklanşör, raw, Lightroom, HDR ve bunun gibi kavramlarla birlikte götüreceğiz bu işi. Tabi bir de işin içinde ruh olmalı. Al otomatiğe çek havasında değil! Ne anladım ben o zaman elindeki DSLR den? O 700-1000 gram ağırlığındaki cihazı hava için almadın değil mi? Öyleyse eğer, zaten burada işin yok. Giy t-shirt ünü at kendini dışarıya. Bizim daha önemli işlerimiz olacak burada. Sen sıkılırsın uğraşamazsın bu işlerle. Ey kalanlar! Devam ediyoruz değil mi?
Öncelikle şunu belirteyim, buradaki bilgilerle ticari anlamda bir fotoğrafçı olacağınızı düşünmeyin! Tabi ki her şey sizin elinizde. Ama abartmayalım olayı!
Devamı için de acele etmeyin, önce DSLR makinalarla başlayacağız olaya ama benim de bir zaman sınırım var. Bekleyin biraz, sabırlı olun, her şey güzel olacak :)
Blogun adından da anlaşılacağı gibi olayımız fotoğraf çekmek. Iso, asa, enstantane, deklanşör, raw, Lightroom, HDR ve bunun gibi kavramlarla birlikte götüreceğiz bu işi. Tabi bir de işin içinde ruh olmalı. Al otomatiğe çek havasında değil! Ne anladım ben o zaman elindeki DSLR den? O 700-1000 gram ağırlığındaki cihazı hava için almadın değil mi? Öyleyse eğer, zaten burada işin yok. Giy t-shirt ünü at kendini dışarıya. Bizim daha önemli işlerimiz olacak burada. Sen sıkılırsın uğraşamazsın bu işlerle. Ey kalanlar! Devam ediyoruz değil mi?
Öncelikle şunu belirteyim, buradaki bilgilerle ticari anlamda bir fotoğrafçı olacağınızı düşünmeyin! Tabi ki her şey sizin elinizde. Ama abartmayalım olayı!
Devamı için de acele etmeyin, önce DSLR makinalarla başlayacağız olaya ama benim de bir zaman sınırım var. Bekleyin biraz, sabırlı olun, her şey güzel olacak :)
Subscribe to:
Posts (Atom)